|
Daha
çok kendisine En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını
kazandıran “ The English Patient ”daki asker hemşire
rolüyle ün kazanan Fransız aktris Juliette Binoche,
kariyeri boyunca Louis Malle, Kryzstof Kieslowski, Daniel
Day-Lewis ve Jean-Luc Goddard gibi dünyaca ünlü sinemacılarla
birlikte çalışma fırsatı buldu.
1965 yılında Paris’ye dünyaya gelen Binoche, çocukluğunda
bedeninden yayılan güzel kokudan ötürü Brioche ismiyle
çağrılırmış. Oyuncu bir anne ile heykeltraş bir babanın
çocuğu olan aktrisin kaderi sanatçı ailesinden ötürü
zaten çizilmişti. Oyunculuk uğruna süper markette
kasiyerlik bile yapan Binoche, 17 yaşında Ionesco’nun
bir oyunuyla ilk sahne deneyimini yaşadı. 18 yaşına
geldiğinde “ A Nos Amours ” adlı filmde rol alan
aktris, ardından Andre Techine’nin “ Rendez-Vous ”
filminde rol aldı. “ Hail Mary ”adlı filmde Jean Luc-Godard
ile çalışma fırsatı bulan Binoche, her ne kadar pek çok
oyuncu ona bu yüzden gıpta etse de, Godard ile olan anılarının
pek iyi olmadığını söylüyor. Godard’ın garip bir
ruha sahip olduğunu düşünen aktris, yönetmenin bir
keresinde kendisini iki yüzlülükle suçladığını
belirtiyor.
Bu sıralarda Léos Carax ile tanışan Binoche, yedi yıl sürecek
uzun bir birlikteliğin ilk adımını attı. Carax’ın
“ Bad Blood ” adlı filminde rol alan aktris, AIDS üzerine
ilk film olma özelliğini taşıyan bu filmde oldukça başarılıydı.
1988 yılında “ The Unbearable Lightness of Being ” ile
de uluslar arası bir şöhrete kavuştu. Danie Day-Lewis
ile birlikte oynayan aktris, Tereza adlı bir kadını
canlandırdı. “ Les Amants du Pont-Neuf ” ile üçüncü
Carax birlikteliğine imza atan aktris, 1992 yılında Louis
Malle’nin “ Damage ” adlı filminde rol aldı. Aktris,
Josephine Hart’ın romanından uyarlanan filmde, çırılçıplak
bedenini Jeremy Irons’ın kollarına bıraktı. Filmin
ilginç bir özelliği de Binoche ile Irons’ın
birbirlerinden nefret etmelerine rağmen birlikte aşk
sahneleri çekmek zorunda kalmalarıydı.
“ Damage ”in büyük bir başarı yakalamasının ardından
aynı anda Kieslowski’nin “ Blue ” filmiyle
Spielberg’in “ Jurassic Park ” adlı dinazor filmi için
teklif alan Binoche, tercihini “ Blue ”dan yana kullandı.
Aktrisin Spielberg’e verdiği cevap ise oldukça ilginçti:
“ Teklifinizi eğer dinazoru oynayacaksam kabul ederim
”. Kieslowski’nin ünlü üçlemesinin ilki olan “
Blue ”dan sonra “ White ” ve “ Red ” filmlerinde
oynayan Binoche, belki de bir oyuncunun hayatı boyunca
sahip olabileceği en büyük hazinenin sahibi oldu.
“ Blue ”nun ardından hamileliği dolayısıyla bir süre
film yapımından uzak duran aktris, 1994 yılında Raphael
adlı bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. 1995 yılında
Jean Paul Rappenau’nun “ Hussard sur le Toit ” adlı
filmiyle tekrar sinemaya döndü. Filmde aristokrat Pauline
de Theus’u canlandırdı. Bu filmde tanıştığı Olivier
Martinez’e aşık olan Binoche, Martinez ve oğluyla
birlikte Paris’teki evinde yaşamaya başladı.
1996 yılında “ The English Patient ” ile ilk Oscar’ını
kazanan Binoche, Hollywood’a giderek daha da yakınlaşmaya
başladı. 1999 yılında Diane Kurys'un yönettiği "
Aşkın Büyüsü " filminde Benoit Magimel ile
birlikte rol aldı. Lasse Hallström’ün “ Chocolat ”
adlı filminde Johnny Depp ile birlikte rol alan aktris, bir
Fransız kasabasını bir birine katan çikolata satıcısı
bir kadını canlandırdı. Bu rolüyle Oscar'da " En
İyi Kadın Oyuncu " adayı olan aktris, 2000 yılı
yapımı olan son filmi “ Bilinmeyen Kod ” ( Code
Unknown )da sinemada kalıcı olma çabasındaki genç
oyuncu Anne’i canlandırdı
|
FİLMOGRAFİ
2000
La Veuve de Saint-Pierre
2000 Code Inconnu
2000 Chocolat
1999 Les Enfants du Siecle
1998 Alice and Martin
1996 The English Patient
1995 A Couch in New York
1994 The Horseman on the Roof
1994 Red
1994 White
1993 Blue
1992 Damage
1991 Women&Men 2: In Love There Are No Rules
1991 Les Hauts de Hurlevent
1990 Les Amants du Pont-Neuf
1987 The Unbearable Lightness of Being
1985 Mauvais Sang
1985 Mon Beau-frere a Tué Ma Soeur
1985 Rendez-vous
1985 Hail Mary
1984 La Vie De Famille
1984 Les Nanas
1984 Adieu Blaireau
1983 Je Vous Salue, Marie
1983 Liberty Belle
1983 Le Meilleur de la Vie
|