|
“
Çok mutluyum. Mutlu bir evliliğim var. Bir kızım var.
Knicks koçunu kovdu. Çok mutluyum. ”
Atlanta’da dünyaya gelen siyah yönetmen Spike Lee,
Brooklyn’in Fort Greene bölgesinde büyüdü. Sanat öğretmeni
bir anne ile caz gitaristi bir babanın oğlu olan Lee, özellikle
yoksulluk içerisinde büyümesinden dolayı sosyal ve
politik konulara oldukça duyarlı bir insan olarak yetişti.
Sınıf, ırk ve çekirdek aile sorunlarını hayatı
boyunca fazlasıyla yaşayan biri olarak gerek normal hayatı
gerekse de sinema dili açısından oldukça muhalif bir çizgide
yer alan yönetmen, gençlik döneminde pek çok siyah gibi
spora merak saldı. Profesyonel atlet olmak isteyen Lee, New
York Mets takımında yer aldı.
Georgia’nın prestijli okullarından Morehouse Koleji’ne
giren Lee, çevresiyle iletişim kurmakta güçlük çeken
bir insan olarak tanındı. Yazları New York’ta bir türlü
iş imkanı bulamayan yönetmen, bir Süper 8 kamerası satın
alarak gözüne takılan her şeyi çekmeye başladı. Çektiği
görüntüler sonucunda “ Last Hustle in Brooklyn ” adlı
bir film ortaya çıkaran Lee, film hakkında şunları söylüyor:
“ Yağmalayan ve dans eden siyah insanları ve Porto
Ricolu insanları anlatan bir filmdi ”. Okulu bitirdikten
sonra New York Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi
alan yönetmen film yapımı üzerine uzmanlaştı. Lee,
okul yılları boyunca Film Akademisi Öğrenci Ödülünü
kazandığı “ Joe’s Bed-Study Barbershop: We Cut Heads
” gibi başarılı filmlere imza attı.
Profesyonelliğe ilk adım attığı andan itibaren bağımsız
bir yönetmen olmaya karar veren Spike Lee, ilk yıllarında
epey zorluklarla karşılaşmasına rağmen kendi bütçesini
oluşturmayı başarabildi. Bu sırada senaryolar yazmaya başlayan
yönetmen, ikinci uzun metrajlı projesi için 125.000 dolar
toplamayı başardı. Stilist ve cinsellik yönünden oldukça
provakatif bir film olan “ She’s Gotta Have It ” ile
ilk uzun metrajını gerçekleştiren yönetmen, 8.5 milyon
dolar gişe hasılatı elde eden bu filmle Cannes Film
Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünün sahibi oldu.
Lee, filmde aynı zamanda Mars Blackmon adlı becerikli bir
sokak dervişini canlandırdı.
İlk filminin sürpriz bir başarı yakalamasıyla birlikte
ikinci filmi “ School Daze ” için para bulmakta fazla
zorluk çekmeyen Lee, 1989 yılında metropoldeki ırksal
sorunlardan kaynaklanan gerilimi ele aldığı “ Do the
Right Thing ” ile En İyi Senaryo dalında Oscar’a aday
gösterildi. Teknik açıdan oldukça özgün bir yapım
olan film, politik olarak geniş bir perspektif sunmasının
yanı sıra ihtilaflı konulara değinmesiyle de gündeme
geldi. Caz temasının yoğun olarak işlendiği ve de cesur
ve merhametli Afrikalı Amerikalıların hayatına eğildiği
“ Mo’ Better Blues ”da Denzel Washington ile birlikte
çalışan yönetmen, “ Jungle Fever ” adlı filminde
siyah bir mimar ile İtalyan kökenli Amerikalı bir
sekreter arasında ırklararası ilişkiyi ele alarak ülkesindeki
sosyal ve bölgesel sorunları ekrana yansıttı.
Birçok siyah oyuncuyu Hollywood’a kendini pazarladığı
için eleştiri yağmuruna tutan Spike Lee, üç saatlik
biyografik çalışması “ Malcolm X ” adlı filmiyle En
İyi Yönetmen dalında Oscar ödülüne aday gösterildi.
Filmin gerçekleştirilmesine verdikleri para desteğiyle büyük
katkıda bulunan isimler ise Hollywood’dan olması oldukça
ilginçti: Bill Cosby, Oprah Winfrey, Michael Jordan, Magic
Johnson, Janet Jackson ve Tracy Chapman.
Oldukça kişisel bir çalışma olan “ Crooklyn ”de
1970’lerde Brooklyn’de yaşayan bir siyah ailenin yaşamını
gözler önüne seren yönetmen, bu filmin ardından Richard
Price’ın romanından uyarlanan “ Clockers ” ile pek
çok eleştirmenden beğeni topladı. 1996 yapımı “ Girl
6 ” filminde ise seks telefonu hattı operatörünün
beklentilerini ele aldı.
“ She’s Gotta Have It ” filminden bu yana çektiği
filmlerle çağdaş sinemanın en etkileyici yönetmenlerinden
biri haline gelen Spike Lee, Afrika kökenli Amerikalı aktör
ve filmcilerin sinema sektörü içerisinde saygı görmesini
sağladı. Wesley Snipes, Samuel L. Jackson, Angela Bassett,
Denzel Washington ve Laurence Fishburne gibi daha sonradan
Hollywood’un tanınmış simaları arasına giren
oyuncuların yolunu açarak beyaz adamın eğlence dünyasındaki
hakimiyetine son vermeye çalıştı. Yaşamı ve yaptığı
çalışmalar itibariyle ihtilaflar ve çelişkilerle dolu
bir geçmişi olan Lee, her şeye rağmen ırk, sınıf ve
cinsel kimlik üzerinden uygulanan ayrımcılık ve şiddete
karşı durmaktan taviz vermedi. Karmaşık anlatım üslubuna
her filmiyle birlikte yeni açılımlar katan yönetmen,
konformist sanata uzak kalarak hep alışılmışın dışına
çıkmayı denedi.
Kariyeri boyunca yaratıcılığından hiçbir şekilde ödün
vermeyen Lee, her ne olursa olsun bir şekilde filmin
finansal kaynakları üzerindeki kontrolünü kaybetmemeyi
başardı. Böylelikle yapımcıların müdalelesine geçit
vermeyen yönetmen, bunun için sinemanın yanı sıra
televizyonda da çalışmak zorunda kaldı. Ticari TV
filmleri ve müzik video klipleri çeken Lee, ilk ticari çalışmasını
1988 yılında Nike firmasının Air Jordan kampanyası için
gerçekleştirdi. Yönetmen, bu proje için “ She’s
Gotta Have It ” filmindeki Michael Jordan hayranı Mars
Blacjmon karakterini yeniden uyarladı. Diet Coke, Levi’s
Button-Fly 501 jeans, American Express ve Ben&Jerry’s
dondurması gibi ürünlerin reklam filmlerini de çeken
Lee,
aynı zamanda Prince, Stevie Wonder, Miles Davis, Michael
Jackson ve Tracy Chapman gibi müzisyenlere de klip çekti.
Sinemacılığın yanı sıra yazarlığa da soyunan yönetmen,
film yapımı üzerine altı kitap ve son olarak da
basketbolu konu alan “ Best Seat in the House: A
Basketball Memoir ” adlı bir kitap yazdı. Avukat Tonya
Lewis ile evli olan yönetmen, Satchel ve Jackson isimli iki
çocuğun babası.
|
FİLMOGRAFİ
1999
Summer of Sam
1997 When We Were kings
1996 Girl 6
1996 She’s Gotta Have It
1994 A Century of Cinema
1992 Malcolm X
1991 Jungle Fever
1990 Mo’ Better Blues
1989 Do the Right Thing
1989 School Daze
|